Kolon ve rektum kanserleri çoğunlukla bu bölgelerdeki poliplerden kaynaklanıyor. Dünyada her yıl bir milyon kişi kolon ve rektum kanseriyle tanışıyor. Ülkemizde ise her yıl yeni hasta sayısı, 30 bin.
Kolon Ve Rektum Kanseri (KRK) Nedir?
Kalınbağırsak ya da kolon ve rektum kanserinin (KRK) diğer ismi; kolorektal kanser. Dünyada KRK ile tanışan insan sayısı, her yıl yaklaşık 1 milyon kişi. Türkiye’de bu sayı yılda 30 bin kişi civarında. Yaşam boyu KRK gelişmesi olasılığı erkeklerde, kadınlara oranla biraz daha yüksek. Bu oran; erkeklerde yüzde 4.5 kadınlar için yüzde 3.2 KRK çoğunlukla adenomlardan (polip) gelişiyor. Kolon ya da rektum mukozasından kaynaklanan bu iyi huylu tümörler, uzun yıllar sessiz kaldıkları için genellikle fark edilmiyorlar. Adenomların sıklığı yaşla beraber artıyor. Ne var ki, adenomdan kanser gelişmesi süreci büyük oranda aydınlatılsa da bu süreci etkileyen dış nedenler hala tartışılıyor.
Kolon Ve Rektum Kanseri (KRK) Korunma Yolları
- Bu önlemler, üç basamaklı. Öncelikle bir ülkede kimlerde ne oranda KRK ortaya çıktığının ve bu insanların yaşam tarzlarının, beslenme alışkanlıklarının araştırılması gerekiyor. Araştırmalar doğrultusunda topluma kanser önleyici öneriler sunuluyor.
- İkinci basamak önlemler; kanser öncüsü lezyonların saptanması ve ortadan kaldırılmasını içeriyor. Kolonoskopi ve polipektomi ikinci basamak önlemler arasında sayılabilir.
- Üçüncü basamak önlemlerde ise uygun tümör tedavisi ile hastalık tekrarının ve hastalıktan ölümün azaltılması hedefleniyor. Ameliyatlar, radyoterapi, kemoterapi gibi tedavi yöntemleri bu grupta yer alıyor.
Kolon Ve Rektum Kanseri (KRK) Belirtileri Nelerdir?
En sıklıkla rastlanan belirtiler; dışkıda kan görülmesi, dışkılama alışkanlıklarında ishal ya da kabızlık şeklinde değişiklik, dışkının kalem gibi incelmesi, sık tuvalete gitme ihtiyacı fakat yetersiz dışkılama, aralıklı, bazen kolik tarzda karın ağrısı ve şişkinlik, gizli kan kaybına bağlı solukluk, dışkıda mukus görülmesi, halsizlik, zayıflama, karında kitle hissedilmesi.
Kolon Ve Rektum Kanseri (KRK) Risk Faktörleri
Kalın barsak kanserlerinin oluşumunda bilinen belli başlı risk faktörleri şunlar:
- 50 yaş ve üstünde olmak,
- Ailede kalın barsak kanseri bulunması,
- Kişinin daha önce kalın barsak, meme, yumurtalık veya rahim kanseri geçirmiş olması,
- Kolonda poliplerin varlığı,
- Ülseratif kolit veya Crohn hastalığı gibi kronik iltihabi bir barsak hastalığının bulunması,
- Çevresel faktörler: Hayvansal yağ ve kırmızı etin (özellikle sığır, domuz ve kuzu eti) sık tüketimi, lifden (fiber) fakir gıdalarla beslenme, obezite, aşırı kalori alımı ve düşük fiziksel aktivite, aşırı sigara ve alkol tüketimi.
Kolon Ve Rektum Kanseri (KRK) Tanı Yöntemleri
KRK değerlendirmesinde ve hastalık evresinin belirlenmesinde vazgeçilemez incelemeler, görüntüleme yöntemleriyle gerçekleşiyor. Akciğer filmi, tüm karın bilgisayarlı tomografisi (BT), ultrasonografi (US), manyetik rezonans görüntüleme (MR), endorektal ultrasonografi (ERUS), pozitron emisyon tomografisi (PET) hastanın ve tümörün özelliğine göre istenen incelemeler. Bu değerlendirme sonucunda hastalığın evresi belirleniyor ve tedavi planlanıyor.
Dışkıda gizli kan incelenmesi: Son derece basit bir test. Hastanın özel kartlar üzerine alacağı küçük miktarda dışkı örnekleri laboratuvarda inceleniyor. Radyolojik tetkikler: Bunlar; çift kontrastlı kolon grafisi, bilgisayarlı tomografi vb. Laboratuvar tetkikleri: Bu tetkiklerde; tam kan sayımı, biyokimyasal tetkikler bulunuyor. Ayrıca CEA (karsinoembriyonik antijen) tetkiki kalın barsak kanserlerinde kanda yükselmesi beklenen tümör belirtecidir ve tanıya yardımcı olan testlerden birisidir. Endoskopik tetkikler: Kesin tanı için endoskopik tetkikler (rektoskopi, sigmoidoskopi, kolonoskopi) ve biyopsi (görülen lezyondan parça alınması) yapılıyor. Biyopsinin patolog tarafından incelenmesi sonucunda tanı kesinleştiriliyor.
Kolon Ve Rektum Kanseri (KRK) Tedavi Yöntemleri
Kolon ve rektum kanserleri çeşitli yöntemlerle tedavi ediliyorlar. Cerrahi, kemoterapi (ilaç tedavisi) ve radyoterapi (ışın tedavisi) bu tedavilerden en sık kullanılanları. Tedavi planlaması yapmadan önce hastanın genel durumu ve hastalığın yaygınlığı hakkında bilgi edinilmesi önemli. Bu nedenle tedavide KRK’nın kaçıncı evresinde olduğunun bilinmesi şart.
KRK 4 Evrede Sınıflandırılıyor
Evre I. En erken hastalık evresidir. Kanser hücreleri bağırsağın iç ve orta tabakalarını tutar. Lenf düğümlerinde ve uzak organlarda tutulum yoktur.
Evre II. Kanser hücreleri bağırsağın tüm katlarını tutar, en dış tabakaya ulaşır, komşu organ ya da organlara yayılabilir. Lenf düğümlerinde ve uzak organlarda tutulum yoktur.
Evre III. Barsak duvarındaki tutulum hangi düzeyde olursa olsun, barsak komşuluğundaki lenf düğümlerinde tümör yayılımı vardır.
Evre IV. Hastalığın en ileri safhasını oluşturur. Barsak duvarındaki ya da lenf düğümlerindeki tümör yayılımı ne olursa olsun, karaciğer, akciğer, karın zarı (periton), kemik, beyin gibi organlarda metastaz vardır.
Tüm evrelerde KRK’nin başlıca tedavisi, cerrahidir. Ancak tümörün kolon ve rektumdaki yerleşim yerine, boyutuna, evresine, hastanın tümör komplikasyonlarıyla (tıkanıklık, delinmesi, kanama gibi) acil koşullarda başvurmasına bağlı olarak cerrahi tedavinin şekli değişebiliyor. Günümüzde KRK’nin cerrahi tedavisinde laparoskopi uygulamaları giderek yaygınlaşıyor. Uygulanan başlıca teknikler şunlar:
- Bazı küçük rektum tümörlerinde anüs yoluyla sadece tümörlü kısmın kesilip çıkartılmasına lokal eksizyon deniyor.
- Tümörün yerleşim yerine bağlı olarak kalın bağırsağın bir bölümünün (veya tümünün) ve rektumun bir bölümünün (veya tümünün) kesilip çıkartılmasına rezeksiyon deniyor. Bu cerrahi teknikte barsak ile birlikte komşuluğundaki lenf düğümleri de birlikte çıkartılıyor. Eğer tümör komşu organlara yayılmışsa, radikal cerrahi sırasında bu organların da çıkartılması gerekiyor. Çıkartılan bağırsaktan arta kalan sağlıklı barsak uçları karşı karşıya getirilerek dikiliyor (anastomoz).
- Kolon ya da rektum rezeksiyonları sonrasında çeşitli nedenlerle ince barsak ya da kolon karın duvarına dikilerek anatomi dışı bir anüs (ileostomi veya kolostomi) oluşturuluyor. Barsak içeriği, bu anatomi dışı anüsten karın duvarına yapıştırılan plastik torba içine boşalıyor. Bu durum bazı hastalarda kalıcı olabiliyor. Ancak bazı hastalarda tıbben ihtiyaç kalmadığı için anatomi dışı anüs kapatılarak, hastaların normal yolla dışkılaması sağlanıyor.
- Uygun sayıda ve boyuttaki karaciğer ve akciğer metastazları, cerrahi teknikle çıkartılabiliyor (metastazektomi).
- Radikal cerrahi tedaviden yararlanamayacak ileri evredeki kolon ve rektum kanserlerinde hastanın yaşam konforunu artıracak palyatif cerrahi girişimler uygulanabiliyor (örneğin kolostomi açılması gibi).
- III. ve IV. evredeki hastaların ameliyatlarından önce ve/veya sonra tedaviye kemoterapi ve/veya radyoterapi ekleniyor.
Kalın Bağırsak (Kolon Ve Rektum) Kanserinin Sistemik Tedavisi
Kalın bağırsak kanserlerinin sistemik tedavisi damar yolu ile bazı ilaçların uygulanması şeklindedir. Bu ilaçlar kemoterapi ilaçları ve bazı hedefe yönelik ilaçlardır. Kalın bağırsak kanseri erken evrede teşhis konulup ameliyat ile tamamen vücuttan temizlense dahi, bazı tümör hücreleri lenf ve kan damarları yoluyla vücudun çeşitli yerlerine gidebilirler. Yapılan tüm görüntüleme ve teşhis yöntemlerine rağmen “mikrometastaz” denilen bu hücreler saptanamayabilir. Bu hücreler yok edilmediği takdirde zaman içinde çoğalıp büyüyerek hastalığın vücudun herhangi bir yerinde yeniden ortaya çıkmasına (metastaz) neden olurlar. Bu nedenle kalın bağırsak kanserlerinde evreye bağlı olarak ameliyat sonrası koruyucu (adjuvan) kemoterapi uygulanır.
Hedefe yönelik ilaçlar kalın bağırsak kanserinin tedavisinde çok sık olarak kullanılmaktadır. Bu ilaçlar sadece evre IV hastalıkta kullanılırlar, erken evre hastalığın koruyucu tedavisinde etkileri yoktur. Bunlar arasında etken maddeleri bevasizumab, aflibersept, setuksimab ve panitumumab olan ilaçlar bulunmaktadır. Kemoterapi gibi damar yoluyla uygulanırlar ve tüm vücutta etkilidirler. Bevasizumab ve aflibercept tümör dokusunun damarlanmasını ve kanlanmasını engeller; beslenemeyen tümör hücreleri ölürler. Setuksimab ve panitimumab ise mutasyonla değişime uğramış kanser hücrelerinin büyüme ve çoğalması için gereken EGFR proteinini hedefleyerek etki gösterirler. Kemoterapi ile birlikte kullanıldıklarında kemoterapinin faydasını %25-30 civarında arttırdıkları gösterilmiştir. Bu sayede vücuttaki tümör kütlelerini küçülterek kalın bağırsak kanserli hastalarda çok önemli olan ve sık olarak yapılan karaciğer ve akciğerden tümörlü alanların ameliyatla çıkarılması (metastazektomi) işleminin başarı olasılığını da arttırırlar. Ayrıca yaşam süresini uzatma anlamında da olumlu etkileri vardır. Bunun yanında bu ilaçların halsizlik, yorgunluk, bulantı ve kusma gibi kemoterapiye benzer yan etkileri genellikle yoktur. Bevasizumabın en sık yan etkisi hafif burun kanamasıdır. Setuksimab ve panitimumab ise ciltte kızarıklık ve sivilcelere yol açabilir.
Birçok kemoterapi ilacının kullanılmasına rağmen ilerlemeye devam eden, dirençli kalın bağırsak kanserlerinde yeni geliştirilen bazı hedefe yönelik ilaçların yaşam süresini uzattığı ve hastalığın seyrini yavaşlattığı bulunmuştur. Bunlar arasında şu an için en iyi bilinen ve kullanılan ilaç, hap şeklinde olan ve ağız yoluyla alınan regorafenib’ dir.